Fikri Mülkiyet HukukuMakale6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na Göre İhtiyati Tedbir Talebi

27 Aralık 2020

Türkiye’de tescil edilmiş bir marka, tasarım, faydalı model, patent gibi korunmakta olan sınai haklara üçüncü kişiler tarafından tecavüz girişimde bulunanlar olabilir. Bu kapsamda tecavüzün tespiti ve önlenmesi talebi ile açılan davaların 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa (HMK) dahil edilen istinaf mahkemelerinin de devreye girmesiyle davaların sonuçlanması kısa sürede gerçekleşmemektedir.

Bu durumda ikame edilen davaların neticelendirilmesine kadar geçecek olarak sürede sınai hak sahibi gerçek veya tüzel kişiler maddi ve manevi zarara da uğrayabilir. 6100 Sayılı HMK’nın 393 ve devamı hükümlerinde yer alan ihtiyati tedbir düzenlenmesinden farklı olarak, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Yasası’nda özel bir düzenlemeye yer verilmiştir. SMK’nın 159. Maddesine göre;

 

İhtiyati tedbir talebi ve ihtiyati tedbirin niteliği

MADDE 159-

Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir.

(2) İhtiyati tedbirler özellikle aşağıda belirtilen tedbirleri kapsamalıdır: a) Davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması. b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dâhil, bulundukları her yerde el konulması ve bunların saklanması. c) Herhangi bir zararın tazmini bakımından teminat verilmesi.

(3) İhtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır.

 

159.maddede düzenlenen ihtiyati tedbire ilişkin özel kanunda hüküm bulunmayan hallerde 6100 Sayılı HMK’ya atıf yapılmaktadır. HMK’nın 389.maddesine göre; Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. 390.maddede ise ihtiyati tedbir talebinin hangi mahkemeye yapılacağı konusunda bir düzenlemeye yer verilmiştir. Buna göre; ihtiyati tedbir talebi, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili mahkeme hangisi ise o mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilecektir. 6769 Sayılı SMK’ya göre esas hakkındaki davanın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde açılmalıdır. Ancak o bölgede ihtisas mahkemesinin bulunmaması halinde SMK’nın 156.maddesine bakılmalıdır. Buna göre; Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, asliye hukuk mahkemesince; Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, asliye ceza mahkemesince bakılacaktır.

 

İhtiyati tedbir ile sınai mülkiyet hakkı sahibi kişinin gerçekten de yurt içinde giriştiği veya girişeceği sınai mülkiyet hakkına dayalı ekonomik yatırımının korunması amaçlanır. Diğer taraftan uygulamada mahkemeler tarafından tedbir talep eden lehine bir karar alınmasında yaşanılan zorluklar da yadsınamaz. Mahkemelerce yaklaşık ispat adı ile bilinen, ancak gerçekte somut bir delilin ibrazı aranmaktadır. Bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinden önce HMK. 400 vd hükümlerine göre delillerin tespiti yolu da sık başvurulan yollardan biridir. Bu halde mahkemece açılan değişik iş dosyası ile en kısa sürede atanan bilirkişiler marifetiyle mahallinde keşif yapılmak suretiyle tespit işlemi gerçekleştirilir. Akabinde sınai mülkiyet hakkına gerçekleşmekte olan tecavüz işleminin olup olmadığı bilirkişi tarafından yapılan tespitler neticesinde raporlanmaktadır. Bu işlemden sonra ihtiyati tedbir kararının verilip verilemeyeceği mahkemece değerlendirilmektedir. Kanuna göre mahkeme tarafından ihtiyati tedbir kararının resen belirlenecek teminat mukabilinde verilmesi esastır. Mahkeme veznesine depo edilen teminat ile diğer tarafın muhtemel zararların önlenmesi de amaçlanır. Verilen ihtiyati tedbir kararının ileride haksız verildiği tespit edilmesi halinde, zararın yatırılan teminattan tatmin edilmesi amaçlanır. Mahkemece ihtiyati tedbir kararının verilmesi halinde 1 haftalık süre içinde tedbirin icrası yapılmalıdır. Aksi takdirde tedbir kararı kendiliğinden kalkmış sayılacaktır. İhtiyati tedbirin icrası icra müdürlüğü marifetiyle yapılmaktadır. Mahkeme, kararında belirtmek suretiyle, tedbirin uygulanmasında, yazı işleri müdürünü de görevlendirebilir. İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati ihlal edilen kişiler ihtiyati tedbiri işlemini öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler.

 

HMK.397. maddesine göre ihtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi halde tedbir kendiliğinden kalkmaktadır. Bu noktada bilindiği üzere sınai mülkiyet hakkına dayalı davalar mutlak ticari dava niteliğinde olup konusu belli bir para alacağına dayalı olarak talep edildiğinde 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında zorunlu arabuluculuk kurumuna başvurulması gerekecektir. Arabuluculuk sürecine başvuru yapıldığında, 2 haftalık dava açma süresi olduğu yerde duracaktır. Ancak uygulamada tecavüzün tespiti ile birlikte tazminat talepleri konusunda bazı mahkemelerce tespit talepleri tefrik edilmekte, bu tür davalar yönünden zorunlu arabuluculuk süreci işletilmemektedir.

 

Görüşümüz tazminat talepli tecavüzün tespiti ve giderilmesi talepli tazminat talepli davaların zorunlu arabuluculuk kapsamında değerlendirilmesi gerektiğidir. Aksi takdirde tespit ile tazminat talepli davalar, konusu belli bir miktarda para alacağına dayalı olmasına rağmen arabuluculuk sürecinin işletilmemesini doğuracaktır. Esas hakkındaki davanın açılmasıyla birlikte önceden verilen ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilip verilmeyeceğine esas mahkemesince değerlendirilecektir. Nihayetinde delillerin tespiti yolu ile mahkemelerce aranılan yaklaşık ispat kuralının etkisi artırılmakta ve ihtiyati tedbir kararı alınmasındaki zorluklar da bu şekilde aşılabilmektedir.

https://orjin-legal.com/wp-content/uploads/2021/04/ol_1-e1619556811677-320x80.png
Hukukçular Towers No:66B Kat:9 Daire:62 Kartal/İstanbul
0 216 550 97 33
info@orjin-legal.com

Bizleri takip edin:

RANDEVU ALIN

orjinlegal avukatlık ve danışmanlık bürosu. Bu sitede yer alan içerik ve bilgileri izin alınmadan yayınlanamaz ve paylaşılamaz.

Copyright © orjin-legal 2021